Let’s travel together.

(S)EMPATİ

2 211

empati

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki psikoloji veya benzeri bir eğitim almadım , sadece kişisel görüş yorum ve gözlemlerimi derlemeye çalışacağım elimden geldiğince.

Empati denilince aklınıza ne geliyor ? Sempati kelimesine benzeyen bu kelime aslında hayatımız için anahtar rolünde . Bu özel bir yetenek mi. Yoksa herkeste olması gereken standard bir özellik mi olmalı ?

Empatinin ne olduğunu az çok veya çok az hepimiz biliyoruz. Herhangi bir durumda olayda , konuya karşımızdaki kişinin yerine koyabilmek ve bakabilmek . Bunu ne kadar başarabiliyoruz. Daha doğrusu bunu ne kadar dikkate alıp uygulamaya çalışıyoruz ? Bence hemen hemen hiç yapmıyoruz ve yapabilsek herşeyin daha kolay ve çözümlenebilir olacağını görmek çok zor olmayacak.

Her gün çoğumuz trafiğe çıkıyoruz Trafikte bütün gün yollarda olan minibüs şoförlerine ve taksi şoförlerine biraz daha empati ile yaklaşılabilir. Homurdanmaları duyar gibiyim durun hemen yargılamayın. Elbette trafik kurallarını alt üst eden , kırmızı ışık tanımayan , sağa çekip yolcu alıp indirebilecekken yolun ortasında bu işi yapanlardan bahsetmiyorum. Ama örneğin bir yol konusunda önceliği onlara versek daha iyi olmaz mı ? Ya da onların bir anlık dikkatsizliğine veya sabırsızlığına daha anlayışlı davranamaz mıyız ?
Çünkü bütün gün trafikteler ve bu da onların işi. Siz de işinzde hata yapmıyor musunuz? Hepimiz yapıyoruz. Yine belirtmek isterim, trafik kurallarını ve insan hayatını hiçe sayanları kaale almıyorum. Hepimiz işimizde yaptığımız hatalardan dolayı anlayış bekleriz . Onlara da öyle bakmak lazım. Bu empatiye bir örnektir. Her durumda bir konuda tartıştığınızda , fikir ayrılığı olduğunda veya karşı taraf ne düşünüyor ne hissediyora kafa yormakta bu durumu kullanırsak daha başarılı oluruz diye düşünüyorum.

Başka bir bakış açısı çocuklarla ilgili. Kendimizi ne kadar onların yerine koyabiliyoruz onlara müdahele etmeden , kızmadan bağırmadan. Bunu yine ben dahil hepimiz yapıyoruz ama ne kadar az yaparsak o kadar iyi sanırım . Bir çocuk 0-5 yaş arası olanlar hep bir keşif ve arayış içindeler doğal olarak. Ve bu zaman sürecinde de hep karşılarına dikiliriz. Yapma, etme , çabuk bırak onu ,üstüne dökme , altına işeme , koşma ,zıplama , hoplama, bakma , duyma, görme vs. ve bu olumsuz kelimelerin ardından da hep aynı kelime gelir, yapma yoksaa…. koşma yoksa….. 6 aydır öğrenemedin mi sen bunu ! Kaç yaşına geldin hala üstüne döküyorsun ! Yapamıyorsun , edemiyorsun , sun , sun , sun .
Şimdi bir düşünün bir şirkette çalışıyorsunuz ve partonunuzdan hep bu kelimeleri duyuyorsunuz. Ne kadar dayanırsınız.
Sakın hata yapma seni kovarım , beceriksiz kaç senedir burda çalışıyorsun hala öğrenemedin mi? hiç bir işe yaramıyorsun ne biçim çalışansın , sana masanı topla dıye daha kac kere söyleyeceğim ? Şimdi düşününce pek bir fark yok değil mi ? Ne olur? Bir süre sonra işyerinde sinersiniz, sindirilirsiniz, elinizi koyacak yer bulamazsınız zaten fazla da çalışamasınız.
Ama çocukların öyle bir şansı yok. Anne babalarını değiştirme şansı yok.
Çocukları, kendilerine ve çevresine fiziksel zarar verecek bir durum olmadığı sürece kendi halinde bırakmalı , doya doya çocukluklarını yaşamalılar. Ne bir daha çocuk ne de bir daha genç olunabiliyor. Bırakın üstüne döksün döktüğü için kızmayın . Birşeyi yapamıyorsa cesaretlendirin şevkini kırmayın. Güvendiğinizi hissettirin. Onların penceresinden bakmaya çalışın .

Bu ikili ilişkilerde de böyledir. Karşınızdaki bir hata yaptğında ya da şöyle diyelim istemediğiniz bir davranış sergilediğinde bunu neden yaptığını düşünelim. Belki de onu o davranışa biz itiyoruzdur. Bizim sebep olduğumuz bir davranış/ tutum silsilesinin bir sonucudur. Bununla ilgili bir ikili ilişkiden bir de yine çocuklardan verebilirim. Bir taraf çok kıskanç. Karşısındakinin her adımını takip eder , bunaltır. Kendi cinsinden arkadaşlarıyla bile vaki geçirilmesinden olaylar tartışmalar çıkarır. Bir süre sonra doğruyu söyleyen taraf bunu kamufle ederek yalana başvurur o tartışmaları kavgaları yaşamamak için. Bir süre sonra yalan elbet gün yüzüne çıkar. Ve evet o kişi yalancı olmuştur. Ama neden yalan söylemiştir onu buna itenler nelerdir o düşünülmezçoğu zaman.
Çocuğa her yanlış davranışında her hatasında kızmak bağırmak bir süre sonra onu da başta yalan olmak üzere farklı savunma mekanizmaları geliştirmesine sebep olur. Çünkü ebeveyninden azar işitmek istemeyecektir.
Bir evde karanlık bir boşluğa bakan pencereden mi bakmayı tercih ederiz yoksa çiçeklerin olduğu pencereden mi ? Elbette ki bahçeye bakan pencereden bakarız.Tuttuğunuz takım finalde kaybetti , ya da yarı finalde elendi. Üzülürsünüz ama şöyle de düşünebiliriz. Diğer takımı tutan çocuklar sevindi. Örnekler o kadar çoğaltılabilir ki. Zaten başı başına bir kitap konusu bile olabilir ve olmuştur da.

Her şeye kendi bakış açımızdan bakarsak karşımızdakini asla anlayamayız. Siz de anlaşılmazsınız. Bakış açınızı genişletmek için empati yapmayı deneyin, deneyelim. En azından deneyelim.

Faruk Kaleli

2 Yorumlar
  1. Gargamel ® diyor

    Yüreğine sağlık… kalemine bereket… zihnine kuvvet… Aklının kıyılarına selam olsun….

    Farkındalığa sahip bir insan daha kolay empati kurar… Ve Yazınız da farkı fark ettiriyor…

  2. Zeynep Pekdemir diyor

    Zihnine, yüreğine sağlık… çok güzel bir konuya değinmiş bulunmaktasın, teşekkür ederim…ne zaman önyargılarımızı kırarsak bilinçli bir şekilde empati eğiliminde bulunabiliriz.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.