Let’s travel together.

Bosna Hersek’te gittiğim yerler

0 218

Evet bir ülkeye gidiyorsak illaki bir beklentimiz oluyor. Oranın kültürünü tanımak, tarihsel yapıları görmek ,doğal güzelliklerini keşfetmek, yemeklerinden tatmak gibi bir sürü beklentimiz oluyor.Nerelere gitmeli kısmında ben sadece gittiğim yerleri önereceğim. Onun dışında zaten bir sürü siteden bu konu ile ilgili bilgi alabilirsiniz google amca aracılığıyla. Ben gittiğim yerlerden bahsedeceğim daha çok. Öncelikle araç kiralama size hem hız hem zaman kazandıracağını söylemiştim.

a)SARAYBOSNA-BAŞÇARŞI : Saraybosna’da konakladığım için ilk başta buradan biraz bahsedelim. Saraybosna’nın bir tarafı doğu mimarisi yani Osmanlı, diğer tarafı batı mimarisinde olduğunu göreceksiniz. İki farklı şehir gibi olmuş. Buraya gelir gelmez ilk durağımız malum başçarşı oldu. Sebilinden su içtik ve bu çeşmeden su içen Saraybosna’ya yine gelirmiş mutlaka.

Suyumuzu içtik ve tabiiki kendimizi hemen köfteciye attık, internetten okuduğumuz kadarıyla ve foursquare puanına göre Zeljo Cevabzinica ‘ ya girdik. Sanıyorum ki cok yüksek beklentilerle gittiğimiz için köfteden umduğum lezzeti alamadım, benim için hayal kırıklığı oldu. Yani İstanbul’un bir çok semtinde çok daha güzel köfteler yedim. Köfteyi 10 lu olan porsiyonu istedik fiyatı 7 Bosna Markı.

Ayrıca esnaflıkları biraz kaba idi beğenmedim. Sonuçta biz bir nevi soydaşız atalarımız bir , biraz daha iyi olmalarını beklerdim ancak kızmıyorum da anlayışla karşılıyorum, savaştan çıkalı 20 yıl olmuş ve bir çok yarası acısı olan insanlar. O yüzden biraz anlayışlı olmakta fayda var.Keza bunu şehirin biraz üst tarafında bulunan manzaralı bir yer Gönül Kahvesinde de yaşadık bu kabalığı. Turizm kültürünün çok oturmamış olmasına bağlıyorum. Başçarşı da birkaç tane türk cafesi var , çayları demleme, birkaç da türk restoranı var konyalı ahmet usta gibi:)

Hiç yabancılık çekmiyorsunuz hatta başçarşıda yurtdışında olduğunuzu bile anlayamayabilirsiniz.
Başçarşıdan yürüyerek devam ettiğinizde batı mimari kültürünün olduğu yerlere geldiğinizde Ferhatpaşa caddesinin başlnagıçı orada sonsuzluk ateşini göreceksiniz. Sonsuzluk ateşi 2.ci dünya savaşında ölenlerin anısına yapılmış ve bize verilen bilgiye göre sadece iç savaş sırasında sönmesi harici yıllarca hiç sönmeden yanmaya devam etmekte. Başçarşı sebilin olduğu bölge tamamen Osmanlı mimarisi ve kendinizi yurtdışındaymış gibi hissetirmeyecek bir yer. Yer yer birkaç tane Türk cafesi bulunmakta hatta çalışanlarından bazıları da Türk. Demleme çay içmek isterseniz bu cafelerden birine gidebilirsiniz. Başçarşı vlogumuz. Buyrun.

 

b) MOSTAR.. Mostar ‘ da gerek tarihe mal olmuş köprüsüyle, gerekse şehir olarak görülmesi gereken bir yer. İlk Mostar’a geldiğinizde dar sokakları sizi Sultanahmet’in bazı yerlerine benzetebilirsiniz. Turistik bir yer olmuş köprüsü gereği ve olabildiğince canlı ve oldukça turist çeken bir şehir. Tabii ki ilk bahsetmemiz gereken Mostar Köprüsü.

Mostar köprüsü Bosna savaşında sırp topçularının hedefi olmuş ve yüzyıllardır orjinal olarak kalan köprü bu savaşta maalesef yıkılmıştır ancak savaş sonrası ülkemizin de desteğiyle orjinaline bağlı kalınarak restore edilmiştir. Mostar’a giderken köprüden atlamak gibi çılgın bir fikrimiz vardı ancak hatırı sayılır bir yüksekliğe sahip olduğunu görünce pek gözümüz kesmedi açıkçası. Ancak bu körpüden atlama işini biraz ranta çevirmişler, köprü üzerinde devamlı birkaç kişi mayolarıyla bekliyor, 50 euro toparladıkları zaman köprüden atlıyorlar show için. Siz de kameranıza çekiyorsunuz bu atlayışı.Biz denk gelmedik atlayan birisine. Görüntü muhteşem, güneşli havada nehirle beraber oldukça güzel renkler ve fotograflar ortaya cıkıyor.

Akşam olunca da köprüye ışıklandırma sistemi yapılmış o da cok güzel görüntü sağlıyor ancak akşam 20-21 den sonra hayat duruyor burada. Mekanların çoğu kapanıyor aklınızda olsun . Bunun dışında Mostar’da Şadırvan adlı restaurantta yemeğimizi yedik gayet memnun kaldık hem de çok ilgililer.Tavsiye edebilirim. Çay seviyorsanız ve düşkünlüğünüz varsa Saraybosna’da camlarında özellikle yazan demleme türk çayı bulunur yazan yerlerin dışında çay içmenizi tavsiye etmiyorum. Hayal kırıklığına uğrama şansınız var demiyorum hayal kırıklığına kesin uğrarsınız. Mostar Saraybosna’ya araba ile 2,5 saat uzaklıkta bunu da dipnot olarak belirtiyorum. Bir sonraki maddede yazacağım kravice şelalerine ise 45 dk uzaklıkta .

Mostar ‘da yine bolca hediyelik eşya satan irili ufaklı dükkan bulabilirsiniz. Mostar Vlogumuz için buyrun, kahveleriniz de geliyor.

c) KRAVICE SELALELERI… Tam bir doğa harikası muazzam bir yer. Ömrümde gördüğüm en güzel şelaleri gördüm. Yanyana dizilmiş birkaç adet şelaleden oluşuyor. Aslına bakarsanız gittiğim her yer ayrı bir yazıyı hakediyor belki de ayrı ayrı yayınlamak en iyisi 🙂 şu an itibariyle öyle bir arar aldım. Kravice şelaleleri Mostar’dan 1 saat daha ileride bulunuyor. Dolaysıyla önce Mostar , ardından Kravice şelaleleri olarak rotanızı belirleyebilirsiniz eğer Saraybosna’da konaklıyorsanız. Bosna’nın doğal güzellikleri yeşillikleri bizim karadeniz ile kafa kafaya yarışır hatta geçebilir bile diyebilirim.

Kravice şelalesi gittiğimiz ay itibariyle de olsa gerek gürül gürül dü. Buz gibi suyu insanın içini titretiyor. Evet merak edenler için suya girme konusuna giriyorum:) Mostar köpürüsünden atlama hayali suya düştüğünden en azından burda bir suya girelim dedik Uğur Şahin arkadaşımla beraber ama su öyle böyle soğuk değil karpuzu koy birazdan çatlar yani o derece 🙂

En başlarda bi yarım saat ayak parmakları suya dokundurulup çıkarılmakta alıştırma için ama alışılacak gibi değil 🙂 Ama dediğim gibi en azından burda bir anı biriktirmek adına bütün cesaretimizi toplayıp soğuk sulara bıraktık kendimizi kalabalığın meraklı bakışları arasında:) Türküz oğlum biz bize bişey olmaz :)). Sanıyorum 10-15 saniye kadar durabildik erkekliğe bişey sürdürmemek adına 🙂 Yarım saat ısındıktan sonra bir kere daha girdik bu sefer birkaç kulaç atıp dönebilme başarsını gösterdik, dronela çekimimizi yaptılar kenardakiler ve alkışlar eşliğinde kenara geldik..

Gerçekten müthiş bir deneyim oldu bizim için. Gönül isterdi ki şelalenin aktığı yerde suya girelim ama orası en azından bizim bulunduğumuz zaman suların çok gür olmasından dolayı imkansızdı. Burada ayrıca sandal kiralayıp size şelalenin etrafında bir tur attırıyorlar ücretli olarak tabii, bu sayede daha güzel foto ve video alma şansınız oluyor hem de o şelaleden esintiyle yüzünüze gelen su damlacıkları size ayrı bir haz veriyor. Sandal ücreti yanlış hatırlamıyorsam kişi başı 10 marktı. Şelaleye giriş ücreti ise 5 mark olarak belirlenmiş.

Burada bir cafe ve restaurant tarzı bi yer de vardı , ayrıca şelaleye giriş kısmından şelaleye yürüyene kadar birkaç seyyar dükkanda yöresel ürünler satılmakta. Ben el yapıp bir likör tarzı bir içecek aldım , almadan önce de hepsini tadabiliyorsunuz.

Bakılıdğı zaman Mostar ve Kravice şelalesine eğer vaktiniz az ise 1 güne sığdırabilirsiniz. Ancak böyle yapacaksanız önce Kravice şelalesine gidip öğle vakitlerini orda geçirmenizi tavsiye ederim suya girebilmek adına. Dönüşte de Mostar’ a uğrayıp köprü ziyareti ve yemek sonrası Saraybosna’ya dönüş yapabilirsiniz. Gerçekten ben bu kadar güzelliklerle karşılaşacağımı hiç düşünmezdim Bosna’da. Vakti bol olanlar bence buraya 1 gün ayırabililer yiyeceklerini getirmek suretiyle. Geniş geniş burada takılıp harika fotolar çekeblir , suyun çıkardığı muhteşem ses ile dinginliğinizi katlayabilirsiniz. Orada tesadüfen karşılaştığımız ve bir gruba eşlik eden Türk rehber ile tanıştık. Bize buraya kadar gelmemize şaşırdığını ve Türklerin buralara pek gelmediğini üşendiğini söyledi. Üşenmeyin gidin görün çok güzel bir yer. Arabayla gidecekler için google mapsde kravice waterfall diye yazdığınız sizi kapısına kadar götürüyor.Ve mutlaka kısa da olsa suya girin derim…

En son olarak Prokosko Göl’ünden bahsedeceğim.Burası ayrı bir yazı olarak yayınlamayı hakeden özel bir yer. Buyrun

Prokosko Gölü

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.