Let’s travel together.

Evlen(me)

5 399

Merhabalar , tatil yazılarına biraz ara verelim hazır sonbahar gelmişken tatil yazılarıyla hepimizin içi cızbız köfte misali cız cız etmekte. Gezmek görmek harika birşey ama gezip görmek için maalesef çalışmak zorundayız .. Zorundalık demişken bugün arkadaş ortamında sohbet ederken açılan evlilik konusu ve zorundalıklara değinmek istedim. Naçizane bunca yıllık gözlemler ve deneyimler sonucu yorumlarımı paylaşıyor olacağım . Evlilik eleştirisi olmamakla beraber daha çok hazırlık ve düğün/nikah kısmına gerek gerçekçi yer yer de mizahi olarak değinmeye çalışacağım .

Yazının başlığı ile ilgili ayrı bir makale yazılır 🙂 ama kesinlikle evlenmemeyi önerdiğim anlamına gelmez, evlenin demeye de gelmez , kim ne yapıyorsa kendi hayatı o kısımda karar merci olmak hadsizliğini yapmak bana düşmez.(bu arada hadsizlik yazana kadar ufak bir kriz yaşadım klavyede:] ) Tamamen ironik bir başlıkdır kendileri , gerçek hayattaki kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur 🙂

Sanırım evlilik hazırlıklarını kadın ve erkek tarafı olarak çift taraflı ele almak daha iyi ama genel olarak bakarsak insanlarımız birçok şeye adettir gelenektir diye devam ettirmeye çalışmakta ve bu nesiller değişse de devam ediyor.burada evlenecek yaşıma doğru zamanda geri gittim ve yine kendi ağzımdan sitemlerimi döküyorum.Kimse kusura bakmasın da ben gidip niye evleneceğim kadının teyzesine halasına dıdısına bibisine cücüsüne bişeyler almak zorundayım . Zaten bir dünya gereksiz stresin altına girilmişken bir de bunlarla uğraş. Ben onlarla mı evleniyorum ? Bilmem nesine  donunu ben niye alıyorum arkadaş veye başörtüsünü vs.vs. Böyle saçma bir şey olabilir mi yahu. Daha önceki yazımda tatile gidenler için gittikleri tatil yerlerinde yolunacak kaz gibi görülmesinden bahsetmiştim. Aynı şekilde burda da damat veya adayına yolunacak kaz gibi bakmak gibi geliyor kimse kusura bakmasın . Tamam son kez kullandım bu kimse kusura bakmasını 🙂 Yok makas kesmiyor at 200 , baldız osuramadı at 400 , eşikten geçtin at 500 .. Sanarsın herkes sabancının oglu ile evleniyor. Gelin hanım o cıkan paraları hesaplasa balayını Bursa termal otelde değil , madivlerde geçirecek haberi yok : )  Bir de her kim çıkardıysa burdan kendilerine sevgilerimi! gönderiyorum, damat traşı , gelin başı diye şeyler icat etmişler . Bunun anlamı sen damatsın gel ben seni bir de ben seni yolayım, veya gelin başı. Normal zamanda o saçı yaptırsan atıyorum 100 lira, gelin oldu mu 900 lira. Böyle bir saçmalık silsilesi başka hangi ülkede var acaba çok merak etmekteyim.

Hani şu meşhur kız isteme olayı var bilirsiniz, orada ne denir , gençler konuşmuşlar anlaşmışlar  bize bişey söylemek düşmez. Külliyennnn yalan . O kadar çok şeyler söylenecek ki sonradan gençler anlaşıyorken anlaşamıyor duruma gelecekler 🙂 Bu evlilik süreci ve hazırlıklarını bilinçli veya bilinçsiz tam bir kabusa çeviriyoruz. Yukarda bahsettiğim üzere bir bohça mevzusu var . Hadi onu hallettin bitiyor mu , gelin damata damat geline hediye alacak. Yahu zaten bu insanlar birbirlerine en değerli şeylerini vermişler ( şşş fesat olmayın) hayatlarını vermişler en büyük hediye . Daha neyin gösterişi bu , kime kabul ettirme çabası. Damat genelde en pahalı setlerden almak zorundadır, gelin de damata saat , kemer , kol düğmesi gibi ! uber ötesi şeyler almak durumundadır neden çünkü adet! böyledir. İlla o para harcanacak harcattırılacak. Peki sonra ne mi oluyor, balayı dönüşü ilk iş kuyumcuya uğramak ve eldeki ziyneti nakit paraya çevirip borçları ödemek tabii karşılarsa. Tabii bu herkeste böyle oluyor diye bir durum yok genel olarak demiştim. Veyahut kredi taksitleri , kredi kartı son ödeme tarihleri geldiğinde , bankadan 2273 gibi numaralardan gelen ödeme uyarısı sms ler son haddine varmaya basladığında tekrardan kuyumcuda bulur çift kendini ve eldeki son çeyrek altın da bozdurulur . İşte o zaman gerçek tüm çıplaklığıyla çiftimizin karşısındadır. Herşey olup bitmiştir ayak yorgana göre uzatılmamıştır,  kız bir kere evlenecektir ( nereden biliyorlarsa) paralar saçılmıştır ona buna ve o son çeyrek altın bozdurulduğunda ödenmesi gereken 24 taksit kredi, 2 gün sonra son ödeme tarihi gelen 3 kredi kartı  ile başbaşadırlar. Kızın anası babası evinde mutlu ( herşeyin en iyisini yaptırdılar ) , erkeğin babası emekli maaşından kredi çekmek için bankada sıra numarasını beklemektedir. Şimdi burada biraz kız tarafına fazla yüklendik ama çoğunluk böyle arkadaşlar eğri oturup doğru konuşalım. Elbette kız tarafının çok yardım ettiği durumlar da olmuyor mu oluyordur ama tekrar hatırlatarak  herkesi kapsamamakta ve böyle olmayan durumları tenzih ederim.

Velhasıl kelam bu süreç zor bir süreç ama neden zor , zorlukları da biz yapmıyor muyuz koyduğumuz saçma sapan kurallar ve adetler gelenekler yüzünden. Aslında herşey daha basit daha kolaya indirgenebilir ama nedense olmuyor oldurulamıyor. Aslında nedense demek yukarıda yazdıklarımı boşa çıkarıyor , nedenlerini az çok yazdım. Biz yapıyoruz biz. Tanışırsın , kız sadece anne baba nın olduğu bir ortamda ev ziyaretinde istenir , nikah tarihi kararlaştırılır , gidilir evlenilir ve yeni eve girilir . Sağa sola salona yemeğe harcanan para ile de güzel bir balayına gidilir, dönüşte de minimum borç ile evliliğin ilk zamanlarına cok güzel bir giriş yapılır. Kafada taksit , banka, kredi, borç gibi sıkıntılar olmadan. Sıkıntı çekmek için evlenmez kimse dimi ama bunu yapıyoruz burada bir tezatlık var. Evlenmeden önce ne yaptın yaptın , sonra yapamazsın da tamamen bir safsatadan ibaret. Öyle deniyor çünkü para harcamanın/harcatmanın kılıflarından biridir kendileri.

İnsanlar ne için evlenir ? İlk başta tanışırlar , beğenirler, huyu suyu derken evlenmeye karar verirler niye ? Birlikte daha güzel bir hayat yaşamak daha mutlu olmak için .. Teoride böyle. Pratikte nasıl ? tam tersi. Şöyle şimdi size iki portre çizicem .İsimler tamamen sallama olacak.  Sema ile Harun evlendiler herşeyin en iyisini aldılar , düğünlerini yemekli yaptılar (takılar ve yemek harici toplamda iki erik dalı bir ankara havası ve bir halay eğlencesi yarım saat)  kıbrısta merit park otelde balayı rezervasyonunu yaptırdılar , evde 5k 150 ekran tv, duvarlar saten boya , yerler son model çizilmez parke laminantından, klozet vitra taharetten sıcak su fışkırıyor, duşakabin masaj yapıyor ( kahve yapan model de baktılar ama daha icat edilmemiş yoksa ondan alacaklardı ) , ev hanımının kilo kontrolü için yağ ölçerli dijital akıllı tartı ( son 20 ölçümü hafızasında tutuyor mmüthiş bir özellik çünkü sema bir kağıt ve kalem ile tartıldığı zaman onu not edemiyor ) , buzdolabı desen derinin de derini donduruculu meyveler etler ilk günkü tazeliğini koruyor çift kapılı devasa ( bilmiyor ki o dolap hiç bir zaman dolmayacak ), iyonizer havayı temizleyen klima, oturma koltuğunun yanında düğme bastığın zaman kaykılıyor ayak uzatma bölümü açılıyor , kahve makinesi , nescafe makinesi ( latte yapanından) , tam otomatik mikser , blender , katı meyve sıkacağı felan ohoo  liste uzar da gider bütün ev robot ve akıllı cihazla dolu 🙂  evet sema ile harun merit parktan  dönerler veee  her ay sonu ödenemeyen borçlar , artan borçlar, borcu kapatmak için çekilen yeni krediler ( borcu borçla kapatma) , bu arkadaşlar o bin tl lik kahve makinesinde yaptıkları kahveyi huzurla içemiyor olacaklar.

Diğer çiftimiz Gamze ile Fatih,  herşeyin sadesine ve yormayanına yönelmişler, biz aynı çatı altında olalım yeter demişler , kahvemizi bakır cezvede yaparız, televizyonumuzu 3k da izleriz , meyveyi sıkmadan olduğu gibi yeriz demişler , borç minimum , takılar yedekte, kafa rahat, evlilğe dinç başlamışlar , en önemlisi de birlikte olmak için birlikteler , makinelere ve son modelleriyle değil sadece birbirileri oldukları için o çatı altındalar. ödemelerini rahatça yapıyorlar , kafa rahat, kafa rahat olunca huzur olur, huzur olunca sevgi olur, doğacak çocuklar da öyle sevgi dolu bir ortamda büyür. Çocuk meselesine başka bir yazımda değineceğim.

Bir keresinde internette bir blogda okumuştum yazarı da kadın, aynen şöyle yazıyordu; 2 saat sonra koynuna gireceğim bir adamla bir evde yaşama kararı verdiğim için niye dayımla karşılıklı göbek atıyorum ?  :))  şahane bir tespit şahane bir yorum.

Sözün kısası , evleneceksiniz tabii ki , ancak bunu insanlar birbirlerini yormadan yapmalı, evliliğe başlangıç aşırı borçlu ve yorgun olarak yapılmamalı. Çile çekmek için evlenmiyor kimse, ilerde illa ki zor günler olabilir çile çekilir o ayrı bir konu geleceği bilemeyiz ne getirir ne götürür ancak bu kısmı çok daha güzel çok daha az yorucu olarak planlanabilme ihtimali var diye düşünüyorum.

Değinemediğim bir çok mevzu daha illa ki vardır , bunu da eğer gelirse sizlerden yorum olarak beklerim, ona göre fikirlerimizi karşılıklı sunabiliriz.

 

5 Yorumlar
  1. Uğur Şahin diyor

    Çok gülerek, eğlenerek okudum. Senin arkadaşın olarak en favori yazımın bu olduğunu söyleyebilirim. Valla bitmesin diye okudum. Çok kısa gibi geldi ama aslında bayagı uzun yazıymış. Bunun devamını bekliyorum. Bitiremezsin, bitmemeli. Yazmaya devam et, kalemi (klavyeyi) bırakma 🙂

    1. Faruk Kaleli diyor

      Biraz mizah biraz gerçekler 🙂 Beğendiğine sevindim görüşlerin önemli benim için..

  2. Melek dilek Tekçe diyor

    Yine harika bir yazı harika bir tespit.Aslinda geleneklerden çok elalem ne der korkumuz var bence..
    Kalemine sağlık her zaman diyorum hep diyeceğim yazarlığı denemelisin…

  3. Masal diyor

    Öncelikle güzel yüreğine sağlık… 💞 Amma velakin gelinler hep suçlanmış taaaaa beşikten yaptığımız dantellerden çeyizlerden hiç bahşedilmiş fuzuli olmamak şartıyla bence olması gereken herşey olmalı masal tadında hayatlar dileği ile..

    1. Faruk Kaleli diyor

      Kabul etmek lazım bazı şeyler abartılıyor bayağı 🙂
      Katıldığım nokta masal gibi hayatlar kısmı. Güzel sözler için teşekkür ederim:)

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.